LEVENT YÜKSEL – AŞK MÜMKÜN MÜDÜR HALA

şarkı güzel gibi ama klibi kötü olmuş be


LEVENT YÜKSEL – AŞK MÜMKÜN MÜDÜR HALA -rsy.cc-

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for August 7th

twitter (feed #6)
Dizimdeki Ağrı hala gecmis değil, bugün aksama dogru 40 km yavaş tempolu test sürüsü yapacagım. Test başarılı olursa gece Bursa yollarına… [rersoy]
twitter (feed #6)
z raporu: antreman çok fenaydı.. bisiklete binmek bir yana yürümekte zorlanıyorum, tur işi yattı. evde aoe II oynayacağım sanırım [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for August 3rd

twitter (feed #6)
sadece ulasim pezevenkbasi degil http://fb.me/GicvQ7rT [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for August 1st

twitter (feed #6)
I’m at Tavsanli Koyu Gebze. http://4sq.com/9BJPnG [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for July 29th

twitter (feed #6)
Trafik canavarı http://yfrog.com/m97ntj [rersoy]
twitter (feed #6)
7/24 açık sosisci http://yfrog.com/ngy0dj [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for July 25th

twitter (feed #6)
Ben Facebook’a yeni fotoğraf gönderdim http://fb.me/Dc1QCQnY [rersoy]
twitter (feed #6)
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

her şey

her şey gazetedeki o ilanı görmemle başlamıştı. 22 yaşındaydım, üniversite bitmişti ve bir dergide ayda bir iki karikatürüm yayınlanıyordu. her şey istediğim gibi gidiyordu ayda bir saat çalıştığım bir işim olmuştu sonunda. dünyanın en mutlu adamıydım ama sadece bir sorun vardı. dergide yayınlatabildiğim bir iki karikatür geçinmemi sağlamıyordu. işte sırf bu yüzden gazetelerin insan kaynakları eki her pazar elimdeydi. her pazar koşarak gazete bayisine gider, gazete balyalarıyla eve dönerdim. insan kaynakları ekleri, gazetenin iç sayfalarındaki ilanlara göre nispeten daha iç açıcıdır. bizlere bir dünya vaat eder insan kaynakları ekleri. kapaklarında güzel iş kadınları olabilir, mor, fosforlu yeşil, lila veya açık mavi eke hakim olan renklerdir. ilanlar büyük ve yaratıcıdır, ilan verenler genelde kurumsal kimliği olan firmalardır. logolar iyi grafikerler tarafından tasarlanmıştır. çoğu ilan ingilizcedir. firma oraya “menecmınt” yazarak seni çoğu insandan ayırır. sen de “menecmınt”ın anlamını biliyorsundur, firma da. yani firma herkes için değil,senin için ilan vermiş demektir. bişey ailesi holdingine katılmak için fırsat tanımıştır. insan kaynakları ekinden bulduğun bi işte firmaya güven duyacağını bilirsin. kurumsal kimlik her zaman güven verir. ama gazetenin içindeki ilanlar, öyle midir? belirsizlikle dolu bir sürü insan sana araman için telefon numaralarını yazmıştır. “ara” diyen, ne yaptığı belli olmayan bir sürü insan.
“askerlik sorunu olmayan eleman” arayan firmaların üzerini hemen çizdim. hatırı sayılı bir ilan daha en başından gitti. iyi derecede ingilizcem olduğunu kafadan varsayarak elimdeki az miktardaki ilana göz gezdirdim. bir çok özelliğim tutuyordu,35 yaşını aşmamıştım, güler yüzlüydüm, ekip çalışmasını severdim, şık giyimliydim, seyahat engelim yoktu,azimliydim,hırslıydım,yükselmek istiyordum. fakat yetmiyordu, bazıları sertifika istiyordu,bazıları da iş deneyimi. bu hafta da işsizdim.
gri takım elbisemi fırçalayıp askıya astım. abimin ayakkabıları ayağıma büyük geldiği için ceketimin sırtına kadar çamur sıçratıyordu. bütün iş görüşmelerine götüm,sırtım çamur içinde gidiyordum. belki de sırf ayakkabıya para vermediğim için şimdi işsizdim. ev ütü kokuyordu,annem kravatımı ve gömleğimi ütülüyordu. “şu pazar bitse de yeni hafta, yeni umutlarla başlasa” diye düşündüm ayakkabımın içindeki çamur kütlesini kazırken. annem serdiğim tek sayfa gazeteyi yetersiz bulmuş olacak ki içerden başka gazeteler getirerek serdi halıya. ve sonra ayakkabıları boyarken gözüm birden ona takıldı, o her şeyi başlatacak ilana.
“müdür aranıyor!” yazıyordu. “müdür aranıyor ,mühendislik şirketine üniversite mezunu tercihen deneyimli müdür aranıyor” yazıyordu tam olarak. o an gerçekten o işin benim olacağını hissettim. bir anda iş hayatının kalbine inecektim. herkesin yıllarca uğraşıp yaşlanarak gelebileceği mertebeye 22 yaşında ulaşacaktım. müdürlük kavramı benimle değişecekti. yaratıcı, yeni fikirlere açık, “emm bi de söyle düşünelim,ommm olaya bi de bu açıdan bakalım….””” diye zart zurt lafa karışan, eğlenmesini bilen, bir anda çekip gidebilen,kravata,gömleğe pek önem vermeyen,şapşal ama bir o kadar da romantik yeni bir müdür geliyordu. hissediyorum, müdür olacaktım. sonra aniden korku ile gazetenin tarihine baktım, allah’tan eski bir gazete değil,bugünün gazetesiymiş. rahatlayarak, derin bir nefes aldım. oh evet müdür olacaktım.
sabah kahvaltıdan sonra ilanda yazan numarayı aradım. telefonu üç yaşlarında bir çocuk açtı. “aloooo,alooooo,alooooo… kimsin?” diye bağırdı. ne diyeceğimi bilemeden sustum. zaten birkaç tuşa uzun uzun bastıktan sonra yüzüme kapattı. bir daha aradım. açan ses, benle konuşmadan önce çocukla kapıştı. çocuk çığlık çığlığa bağırıyor, o da zaten açılmış telefonu, çocuğun elinden almaya çalışıyordu. iletişim kurduktan sonra ilan için aradığımı, randevu talep ettiğimi söyledim. firma levent’teymiş . şirketin elemanı ile metro durağında buluşmak için sözleştik. sonra konuşmam için telefonu çocuğa verdi, biraz çocuğu eğledim.
metro durağında firma yetkilisi ile buluştum. lise hayatım bu bölgede geçtiği için buraları iyi bilirim. levent değildi burası, levent’in hemen yanındaki “gül tepe” mahallesi idi. herkes kendi şehrindeki gültepe’yi düşünsün işte öyle bir yerdi “gültepe”. börekçisi,cep telefoncusu,internet kafesi boldur gütepelerin. itiraz etmeden yürüdüm. şirket elemanı benle ilgili sorular soruyordu ama fazla yüz göz olmadan cevaplıyordum. iş hayatında herkesle,özellikle alt kademedeki biriyle yüzgöz olunmaz. bir sokağa dalıp yürümeye başladık,artık sadece evler vardı etrafta. top oynayan çocuklar arasından geçtik, kaldırıma park etmiş arabalarla duvar arasındaki daracık yerlerden geçtik,enseme bir balkondan halı suyu bile damlamadı. en sonunda mavi demir kaplı bir apartman önünde durduk. apartmanın girişine çakılmış “şahin mühendislik” yazısına baktım. bu yazı hiçbir grafiker tarafından tasarlanmamıştı.,apartman kapısının mavisi ise eklerdeki açık maviye hiç benzemiyordu.
apartmana girince ağır kızartma kokusu yüzümü yalayıp geçti. merdivenlerden çıktık. merdivene oturmuş dizini yalayan bir çocukla göz göze geldim. bu konuştuğum çocuk olmalıydı. bakışlarıyla beni selamladı,yaramaza göz kırpıp elemanları takip ettim. üçüncü katta durup kapıyı anahtarla açtı. duvardaki vergi levhasını görmesem emlakçı bana ev gösteriyor zannederdim. içeride sadece masalar ve kırmızı ev telefonları olan bir yerdi burası. ama duvarda buranın bir şirket olduğunu kanıtlayan vergi levhası duruyordu. burası şahin mühendislik makine imalatı ve ticareti,her türlü yedek parça,hırdavat,turizm ve organizasyon ltd şti.idi burası her şeydi. ve ben her şeyin müdürü olmak için gelmiştim.
bu tip şirketlerde anahtar kimdeyse,patron odur. bu minvalde sabahtan beri çalışan zannettiğim kişinin aslında patron olduğunu anlamakta gecikmedim. ve kendisine gülümsedim. beraber odasına girdik. burası şirketin en yoğun odasıydı. bir masa bir demir dolap duvarda bir çivi, çivinin ucunda ise kirli bir kot vardı. cam masasında dev bir küllük, kaşe,hesap makinesi,bir siyasi partiye ait deri kaplı ajanda ve telefon vardı. karşısındaki sandalyeye oturdum. ne içersin dedi “soğuk bir kolaya hayır demem” dedim. telefonla dahiliyeden arayıp “şahin mühendisliğe bir çay,bir kola” dedi,kapadı. cv’mi incelemesi için ona uzattım. sokaktan avaz avaz çocuk sesleri geliyordu. o cv’ime bakarken, etrafı inceleyerek “yeni bir firmasınız sanırım” dedim. bu sözüme sinirlenmiş gibi yıllardır bu sektörde olduğunu söyledi. o sırada içeri bir kadın tepsiyle girip çayı ve kolayı masaya bıraktı. üzerine sinmiş kokunun yoğunluğundan bu kadının az önceki kızartmanın da merkezi oluğunu anlamakta gecikmedim. kadınının eteğine tutunmuş,kola içerek izleyen deminki çocukla yine göz göze geldim. çay bardağındaki kolamı içtim.
kadın ve çocuk çıktı. “bizim firma doğalgaz üzerine” dedi. “otoket biliyor musun?” diye sordu,”biliyorum” dedim. “egzel,vord,internet?”, ”biliyorum”. “o zaman müdür oldun!” dedi. biraz neler yapmak istediğini,hedeflerini,köyünü filan anlattı,gülüştük. firmamız yeniydi. bir yeğeni ve bir hemşerisiyle çalışıyordu. evlere doğalgaz sistemi döşüyorlardı, çizim yapabilecek mühendis ve ayrıca şirketi çekip çevirecek bir müdür arıyorlarmış. aradıkları kişi olduğumu ama makine mühendisi olmadığımı söyledim bu yüzden yalnızca” müdürlük” taleplerine verebileceğimi söyledim. yakında bilgisayar geleceğini, internet kafenin sahibi onun için bilgisayar topladığını anlattı. o zamana kadar alt kattaki,evlerindeki şahsi bilgisayarla idare etmemi söyledi. son olarak da “bugün iş olmaz sen git evine dinlen,yarın erkenden gel” dedi. çıkarken sundukları şartları ve akıllarındaki rakamı sordum “ hele bi başla da..” diyip sırtıma vurdu.
ertesi sabah 9’da elimde poğaça ile şirkete geldim. çok şık ve temizdim. apartman siline uzun uzun bastıktan sonra kapıyı ufaklık açtı. don atletle bana baktı. ardından da patron indi, pijamalıydı. “çok erken gelmişsin yaa” dedi,anahtarı alıp ofise çıktım. boş masalardan en tozsusuna oturdum.önümde sadece ev telefonu vardı.,kontrol ettim tabii ki cebe kapalıydı. masanın demir çekmecelerine baktım. bir tornavida,koparılmış üzerine rakamlar yazılmış karton,götü bantlanmış tükenmez kalem,bir gazete kağıdı dolusu da çivi buldum. poğaçamı yedikten çok sonra çay geldi, sonra da patron. “yav buraya kalem kağıt falan almak lazım di mi? ben aldıracam onları bu hafta içinde merak etme” dedi. yanında ben yaşlarında iki delikanlı vardı. anahtar tuta tuta kocaman olmuş ellerini saygıyla sıktım. patron beni müdürleri olarak değil,ağabeyleri olarak tanıştırdı. sonra karşımızda soyunarak,duvardaki kirli kotu giydi.
onlarla beraber gittim. iki sokak aşağıdaki bi binaya petek döşüyorlardı. apartmandaki her eve girdim. iyi bakmamı bundan sonraki projeyi benim çizeceğimi söyledi. doğalgaz işinden bi bok anlamıyordum ve anlayacak gibi de gözükmüyordum. müdür olacağım diye gelmiştim,elalemin evlerinde çorapla gezinerek mesaiyi tamamlıyordum. ne üzerinde gezindiğim halılar ne de çorabım insan kaynakları ekine hakim renklerden hiç birni barındırmıyordu.
mesai bitimine yakın anahtarı alıp onlardan önce ofise gittim. yolda bi bakkaldan kurşun kalem ve dosya kağıdı almıştım. “şu boşlukta biraz karikatür çizeyim de hafta sonu dergiye götüreyim.” diye düşündüm. ben tam konsantre olmuşken birden içeri girdiler. elimdeki karikatür eskizlerini ne kadar saklamaya çalıştımsa da gördüler. gençlerden biri “oo müdürüm. sen ne yetenekliymişsin yaa…” dedi elimdeki eskizleri kaparak. bu “müdürüm” h,tabında inceden bi t.şşak geçme vardı. ardından eskizlere baktıktan sonra diğeri aslana tecavüz bir hamsi çizmemi istedi. bu fikir diğeri tarafından da çok sevildi. hatta altına da “şahin mühendislik” yazıp isimlerimizi de eklememizi ve şirketin duvarına asmamızı teklif ettiler. neyse ki patron “aile var” diyerek homurdandı da hem çizerlik, hem de müdürlük hayatım şarampole yuvarlanmadı. “aile var” uyarısına hiç bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum.
şirkette neredeyse bir ayım geçmişti. ofisin bilgisayarı hala toplattırılamadı, kırtasiye malzemesi ise hiç alınmadı. alt kattaki bilgisayara oyun yükledi, autocad hala yok, bilgisayar yeni sürümü kaldırmıyor eskisini de bulamıyoruz. zaten gerek de yok, hiç iş yok bu günlerde. ayağımda ayakkabı durmaz oldu. dünyanın en çok çorapla gezen müdürü benim. şirketin logosunu çizerek kurumsal bir kimlik oturtmaya çalıştım. bütün itirazlarıma rağmen şahin mühendisliğin logosu ş ve m harflerine konmuş bir şahin oldu. başka bir hayvanın simgesi olması düşünülemezdi bile.
“poğaçaya para verme,evde adam gibi kahvaltı yaparız” dediler kabul ettim, “öğlen döner yiyip durma, midene sulu yemek girsin. evde bizle ye” dediler kabul ettim, “mesai uzadı, akşam yemeğine kal” dediler kabul ettim. “şu çocuğa da resim öğret,eli bi sanat tutsun” dediler,oturdum çocukla resim çizdim. böyle böyle,hayla huyla aybaşı geldi geçti ne ben bişey istedim ne onlar teklif etti. müdürü olarak geldiğim şirketle eve çıkmıştım. şirket resmen beni besliyordu,karın tokluğuna yanlarında duruyordum.
bir gün çocukla beraber hava almak için dışarı çıktık. çocuk bisikletindeydi ben de yürüyordum. iyi dosya kağıdı mahalle içindeki bakkal ve kırtasiyelerde bulunmadığı için metro yakınlarına kadar gittik. çocuğu bisikletiyle beraber kaldırıp kaldırıma çıkartırken bir ses bana seslendi. bu üniversiteden arkadaşım ilker’di. okula girer girmez hemen bir kulübe üye olan çocuklardandı. biz mallar guruhu kantinde king oynarken, ilker ve birkaç arkadaşları kendilerine yatırım yapıyorlardı. biz hiç bi etkinlikten haberdar değilken ilker birdenbire çıkıp “biz uluslar arası ilişkiler kulübü olarak hocalarımızla beraber okulumuzu temsilen italya’ya gidiyoruz” diye gelebiliyordu. her yere gidiyordu, üşenmiyordu. meclis’e bile gitmişti. söyleşinin, sempozyumun, rektörlükten alınacak izinlerin hastasıydı. okul törenlerinde bir kızla beraber programı sunan hep ilker’di. kızıl saçları daha o yaşta dökülmüştü ve benim gibi henüz kelliğin ilk emareleri görülmüş birine nasıl tepeden bakıyordu. bu civardaki plazalardan birinde çalışmaya başladığını ama belki amerika’ya gideceğini söyledi. yemeğe çıkmıştı ve turnike kartını yemek molasında bile boynundan çıkarmıyordu. “sen naaptın?” diye sordu. “ben de naapıyım ya müdür oldum işte” dedim. çocuk bisikletini sürdü, kırtasiyeye gittik..

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for July 24th

twitter (feed #6)
I’m at Altıyol Meydanı (Söğütlüçeşme Caddesi, , Kadıköy). http://4sq.com/cZeuJh [rersoy]
twitter (feed #6)
Kurt adama dönüşme süreci 1.adım http://yfrog.com/mu2atj [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for July 22nd

twitter (feed #6)
Yaz aksamı ben sahilyolu http://yfrog.com/mxgpoj [rersoy]
twitter (feed #6)
Gece turundayim [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...

Daily Digest for July 19th

twitter (feed #6)
I’m at Pizza Hut (Minibus caddesi, istanbul). http://4sq.com/9iZPLv [rersoy]
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (oylama yapılmamış)
Loading ... Loading ...